Ölümden Öte Köy-Nuriye ve Semih’e / Ümit Altun

25 Mayıs 2017, 09:00

ÖLÜMDEN ÖTE KÖY – NURİYE VE SEMİH’E

 

 

 

Günlerdir düşünmekten beynimin kılcal damarlarını çürüttüm neredeyse…

Daha ne kadar ileri gidebilirler?

Çıtayı yükseltmeyi hedefledikleri mesafe ne?

Daha ne kadar yüzümüze baka baka, dudaklarında o alaycı gülümseme ile her şeyin süt liman olduğunu, huzur ve güvenden neredeyse çıldırmak üzere olduğumuza inandırmaya çalışacaklar bizi…

Biat kültürünün mayası ile yoğrulan kitleleri karşısına alıp, en başta o kitlenin büyük bir kısmının bile inanmadığı yalanları ya da şişirilmiş vaatleri sıralarken, muktedirin karşısındaki o güruhun histeriye varan sevinç gösterileri daha ne kadar sürecek.

 

Ya biz?

Dört yıl önce, katılan her kesimin kendince bir misyon biçtiği ‘Gezi Ayaklanması’nın’ daha ne kadar damaklarımızda bıraktığı tadın rahiyası ile övünmeyi bırakıp, elimizden alınan, tırpanlanan haklarımızı kazanmak için yeni yollar arayacağız?

İşin ilginci ise; muktedir ve avanesinin en ufak vesilenin Gezi’ye evrilme ihtimalini göz önüne alarak, muhalefet adına yapılan her şeye saldırıyor olması ne ile açıklanır?

Dört yıl önce ülkenin dört bir yanını Direniş Mevzisine çeviren çevrelerin bir çoğunun yapmayı aklından bile geçirmediği, ya da (hadi itiraf edelim) cesaret edemediği bir olasılığı muktedirin öngörmesinin açıklaması ne ola ki?

KHK ile işleri ellerinden alınan iki eğitimcinin, 77. gündeki açlık grevlerine zorbaca yapılan müdehalenin ardından tutuklanmaları karşısında duyarlı bazı kesimler hariç, geriye kalanların üç maymunları oynaması caiz midir?!!!

Hangi şartlarda olursa olsun, tasvip edin ya da etmeyin, çatışmada ölen oğlunun sadece kemiklerine olsun sahip olmak için yetmiş küsür yaşındaki Kemal Gün’ün bedenini açlığa yatırması hangi vicdanı harekete geçirmez?

Hasıl-ı, korkuya ve yılgınlığa teslim ettiğimiz yüreklerimizi hareketlendirmenin vakti gelmedimi sizce?

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça eğitimci idiler. Tek dertleri vardı; bu ülkeye özgür düşünen, araştıran, sorgulayan ve inandığı değerler için gerekirse bedel ödemeyi göze alan bireyler yetiştirmekti. Ne yazık ki karanlıktan, sömürüden, inanç adı altında bireyi kişiliksizleştiren bir makineye çeviren sistemin hedefi oldular.

Onlar da, Kemal Gün amca da bu ülkede güzel olan hiçbir şeyin cezasız kalmayacağını biliyorlardı. Buna rağmen, küçük bir damlanın bile okyanusu çoğaltacağını bildikleri için birer damla olmayı göze aldılar.

Nuriye ve Semih belki sınıflarında ya da anfilerde öğrencilerinin karşısında ders veremiyorlar, ancak dört duvar arasında yüzbinlere, onurluca direnmenin, her koşulda gülebilmenin dersini veriyorlar…

Peki ya biz…?

Bu yiğit öğretmenlerimizin verdiği dersi anlayıp sınıfımızı geçebilecek miyiz?

Bence ‘Pekiyi’ ile geçebiliriz. İstersek tabii…

Hadi o zaman ne duruyoruz ders başına…

 

 

Ümit Altun

 

BENZER KÖŞE YAZILARI

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

DİĞER YAZILARI

Mezarım / Ümit Altun

18 Eylül 2017

Sevginiz size mülk kazandıran bir duygu değildir / Ali Haydar Çavuş

Sevginiz size mülk kazandıran bir duygu değildir. Yeryüzündeki bütün canlıların özgürlükleri yaşam koşullarının temelini oluşturur....

21 Kasım 2017

Ma / Biz / Bahar Nare Kızıl

Ma/Biz!      Seyid Rıza Dersim Alevi toplumunun hafızasıdır! Bitirilmek istenen tarihidir! insansızlaştırılmak istenen coğrafyanın...

21 Kasım 2017

Mükemmel İnsan / Kerim Ersan

Mükemmel İnsan     Bir umut ışığı diyebileceğimiz iyi güzel bir insan profili var, bütün...

6 Kasım 2017

Osmanlı kayıtlarında yok denen Pir Sultan kayıtları / Hamza Aksüt

OSMANLI KAYITLARINDA YOK DENEN PİR SULTAN KAYITLARI   Aleviliğin en ünlü Hak aşıklarından olan Pir...

6 Kasım 2017

Barzaniciler’in Irak ve Suriye Notu / Onur Çetinkaya

Barzaniciler’in Irak ve Suriye Notu   Amerika, Suriye’de kara ordusu olarak kullandığı YPG eliyle güneye...

26 Ekim 2017

Copyright © 2017. Yeni Gündem