Facebook her şeyimizi biliyor!

30 Mayıs 2017, 10:44

Facebook hangi yemekleri sevdiğimizden evden işe varış süremize, çocuklarımızın yaşından politik eğilimlerimize kadar her şeyi biliyor. Hatta telefon uygulaması üzerinden kullanıcılardan izin alıp SMS okuyabiliyor, cihazlardan izinsiz veri indirebiliyor, kullanıcıların konumuna erişebiliyor.

“Facebook bir ülke olsaydı, Çin’den daha büyük olurdu”

Sırbistan Novi Sad Üniversitesi profesörlerinden Vladan Joler ve arkadaşları Facebook’un nasıl çalıştığını merak edip araştırmaya başladılar. Şu an ShareLab projesinde çalışan Joler, Facebook hakkında bilindik ama şaşırtıcı rakamları hatırlatarak, Silikon Vadisi’nin sembollerinden Facebook’un 300 petabaytlık bir veri havuzuna sahip olduğunu belirtti. 2 milyar kullanıcısı olan şirketin 2016 yılı cirosu ise 27 milyar dolar.

Profesör Joler, “Eğer Facebook bir ülke olsaydı, Çin’den daha büyük olurdu” diyor.

BBC Türkçe’de yer alan haberde Joller şöyle devam ediyor: “Siteye herhangi bir dosya yüklediğimizde, fotoğraflarda insanları etiketlediğimizde, yorum yaptığımızda, hepimiz Facebook için bedavaya çalışmış oluyoruz.

Facebook’un ara yüzüyle girdiğimiz etkileşimler, sitenin arka planındaki algoritmayı besleyerek, Joler’in tabiriyle Facebook’un davranışlarımızı bir ürüne çevirmesini sağlıyor.

Arka planda işleyen bu süreci ayrıştırmak ise kolay değil. Facebook’un ara yüzüyle etkileşime girdiğimiz tüm bölgeleri ve bu etkileşimlerin hangi sonuçlara vardığını inceledik. Beğeniler, paylaşımlar, cihazlarımızın Facebook’a bizim hakkımızda söyledikleri her şeyi, Facebook’a uygulama aracılığıyla verdiğimiz izinleri inceledik.”

Bu veriler üstünde yapılan araştırmalar, büyük resmin sadece bir kesitini ortaya çıkarttı. Bunun üzerine ekip, Facebook’un satın aldığı şirketlerini ve patent başvurularını incelemeye başladı. Sonuçlar şaşırtıcıydı.

“İnsanı hipnotize eden akış şemalarını tam anlamıyla kavramak saatler sürüyor, ancak bu şema Facebook’a sağladığımız verilerin nasıl etnik kökenimizi, cinsiyetimizi, politik eğilimlerimizi, sosyal sınıfımızı, seyahat programımızı ortaya koymak için kullanıldığını gösteriyor.

Başka bir tabloda Facebook’da paylaştığımız linkler, ve şirketin Instagram, WhatsApp ya da Facebook log-in ekranı ile girdiğimiz diğer platformlardan edinilen verilerin nasıl bu dev algoritmaya dahil edildiği gösteriliyor.

Bu süreçler Facebook’un kullanıcı kitlelerini çok etkili bir şekilde hedef almasına yardımcı oluyor. Veri analizi sonucunda bir kullanıcının Kore mutfağını sevip sevmediğinden, evden işe varış süresinin ne olduğundan, çocuklarının kaç yaşına olduğuna kadar birçok şeyi tahmin edebilmesine yardımcı oluyor.

Başka bir şemada ise, Facebook’un telefon uygulaması üstünden nasıl kullanıcılardan izin alarak sms okuyabildiği, cihazlardan izin istemeden veri indirebildiği ve kullanıcıların konumuna erişme izni verdiğimizi gösteriyor.”

Joler, Facebook’un kullandığı bu kuvvetli araçların toplanan veri ile birleştiğinde suistimale açık olduğunu düşünüyor.

Buna karşılık Facebook, gizlilik politikasının ve kullanıcı verilerini kapsayan faaliyetlerinin güvenliğini en üst seviyede olduğunu iddia ediyor.

Örneğin, programcıların Facebook’a ait veriler ile takip araçları yaratmalarına izin verilmiyor. Facebook ayrıca tüm ülkelerde özel hayatı koruyan yasalara tam olarak uyum sağladığını da savunuyor. İçeriğin denetimi için ise şirkette binlerce kişi çalışıyor.

Araştırmanın sonucunda Joler, toplanan veriler karşısında kaygılı. Bu verilerin akibetinin uzun vadede ne olacağından endişeleniyor.

Nihayetinde tüm veri tek bir şirketin elinin altında toplanıyor. Şimdiki yöneticileri sorumluluk sahibi, güvenilir insanlar olsa bile, 20 yıl sonra şirketin başında kimin olacağı bilinmiyor.

Uzmanlar, ShareLab’in çalışmasının etkileyici ve değerli olduğunu düşünüyor. Cornell Tech’den teknoloji hukuku uzmanı Dr. Julia Powles projenin şu ana dek Facebook hakkında yapılmış en derinlemesine haritalandırma çalışması olduğu görüşünde.

Modern çağın en büyük ikilemlerinden birini vurgulayan Powles, “Araştırma, bize dürüstçe arkadaşlarımızla iletişim kurabilmenin karşılığında ne kadar çok şeyi gözden çıkarttığımızı gösteriyor.” diyor. “Tarihte günümüzün teknoloji devlerini karşılaştırabileceğimiz örnekler yok. Bu şirketlerin elindeki güç, tarihin en büyük tekel şirketleriyle dahi karşılaştırılamayacak nitelikte.”

Her ne kadar bir çok insan Mark Zuckerberg’in kurduğu imparatorluğun iyi bir amaca hizmet ettiğini düşünse de, ortaya çıkan sonuçlar her zaman öyle olmayabiliyor.

ShareLab projesi her ne kadar bu gücü bir nebze görsel efektlerle canlandırmayı başarsa da, Joler kendi şemalarının Facebook’un yapabileceklerini göz önüne sermekte yetersiz olacağını düşünüyor.

Örneğin, şirket sırrı olarak nitelendirilen başka algoritmaların var olmadığına dair herhangi bir kanıt yok.

Ancak yine de Joler’e göre ShareLab projesi şu an dünyayı şekillendiren güçlerden birini ortaya koymak için “şu ana dek yapılmış tek çalışma.”

Kaynak: BBC Türkçe

YENİ HABERLER

Copyright © 2017. Yeni Gündem